makro iktisat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makro iktisat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.10.2014

KTÜ İktisat Makro Final Soruları

Keynesyen model III göre t düşerse ?
Cevap:Y eğim artar
Aşağıdakilerden hangisi para politikası aracı değildir? 
Cevap: Kamu harcamaları
2003 yılı x ekonomisine göre Nominal GSMH=50 milyon, Reel GSMH= 2milyon 
Cevap : 2500
GSMH ne zaman GSYİH eşit olur? 
Cevap: Dış alem geliri olmazsa. 

Doğal işsizlik oranı %5, Cari işsizlik oranı %6, Potansiyel GSMH 1 Trilyon ise GSMH ne kadar değişir.
Cevap: 25000 azalır
T1>SUB Milli gelir düşer.
Potansiyel GSMH 1 Trilyon, Gerçekleşen 900milyar ise İşsizlik yüzde kaç değişir?
Cevap: (%3.33)
Anti- Enflasyonist para politikası değildir?
Cevap: Reeskont oranı düşer
Keynesyen model II’de Co=100 milyon, TRo= 100milyon, Io= 300milyon, Go=1 milyar, Co=0.90, b= 0.10 milli gelir harcamaları ?
CEVAP: Cevap: 7 milyar 010 TL 

Reel alanda hangisi yoktur?
Cevap: Enflasyon 
c= 0.80, t= 0.10, m=0.05 çarpan katsayısı ne olur?
Cevap: 3
model II’de t düşerse ?
cevap: Milli gelir artar. 
Bireylerin paralarını harcamayıp faize yatırdığı yaklaşım ?
Cevap: mobin kobin gibi bişeydi tam hatırlayamadım
Uyarılmış=12, V=3 hızlandıran mekanizma ?
Cevap: 4
Üretim harcamaları %7, fiyatlar %9 artarsa GSMH ?
Cevap: Nominal olarak artar.
MG=SMH-(T1-SUB)
2001 Tüfe 
Vergiler iktisadi dalgalanmaların şiddetini azalttığı için …..?
Cevap: otomatik stibilizatör
Model III’de m artarsa?
Cevap: Çarpan değeri düşer
S-I=(G+TR-T)+NX cvp G+TR=T

24.04.2014

Makro Ekonomi II. Vize Soruları (KTÜ)

S.1: Yeni klasik makro iktisat teorisinde, genişletici maliye politikası uyguladığında hangisi doğru olur?
a)SS doğrusu sağa kayar b)SS doğrusu kaymaz
c)AD doğrusu sağa kayar d)AD doğrusu sola kayar
e)AD doğrusu kaymaz
S.2:Yeni kalsik reel konjonktür teorisi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a)Ekonomik karar birimleri rasyonel davranır.
b)Toplam üretim ve istihdamdaki dalgalanmalar üretim teknolojisindeki değişmelerden kaynaklanır.
c)Bilgi herkese açık olduğu için simetrik enformasyon geçerlidir
d) üretim seviyesindeki dalgalanmalar deterministik sapmalardir
e)Para yansızdır
S.3:Yeni klasik reel konjonktür teorisne göre,teknolojik şokun üretim ve istihtam seviyesindeki etkilerinin büyük olması için ,
a)İşgücü talep esnekliği büyük olmalıdır b) İşgücü arz esnekliği büyük olmalıdır c) İşgücü talep esnekliği küçük olmalıdır d) İşgücü arz esnekliği küçük olmalıdır e)Hiçbiri

22.04.2014

Tersine Dönen Arz Eğrisi

Tersine dönen arz eğrisi işgücü piyasasında bireysel işgücü arzında ortaya çıkabilir. İşgücünün fiyatı (ücreti) arttığında gelir ve ikame etkileri meydana gelir. Gelir etkisi daha az çalışmayı-üretmeyi teşvik ederken, ikame etkisi daha çok çalışmayı-üretmeyi teşvik eder. Gelir ve ikame etkileri ters yönde hareket ederler.

    Nüfus veriyken ne kadar iş gücü arz edileceğini işçilerin tüketimi ile boş zaman tercihi arasındaki tercih belirler. Reel ücretler arttığında kaybedilecek gelir seviyesini yükselteceğinden boş zamanın alternatif maliyeti artacağından işgücü arzı artar. Buna reel ücretin ikame etkisi denir.

    Reel ücretlerde artış bir zaman sonra işçilerin maddi durumunu iyileştireceğinden işçilerin çalışmak yerine boş zamanı tercih etme eğilimi artar. Buna reel ücretin gelir etkisi denir. Klasik makro iktisat teorisinde reel ücretin ikame etkisinin gelir etkisinden büyük olacağı kabul edilir. Bu nedenle klasik makro iktisatta işgücünün arz eğrisi pozitif eğimlidir.

18.04.2014

Ekonomik Tablo (Tableau Economique)

Dr. Ouesnay'in buluşudur.


Dr. Ouesnay, Fizyokratların lideridir. Tableau économique adlı eserini 1758 de tamamlamıştır. Bu kitapçık, Dr. Ouesnay'in ana düşüncelerini anlaşılır bir dille açıklamaktaydı, ilk baskısı, çok az sayıda idi.
Dr. Ouesnay, eserinin uyandırdığı ilgi üzerine, ikinci defa kaleme almıştır, iktisadi Tabio'nun izahını, bu sefer özdeyişler halinde yapmıştır. Metnin bir resmi gazetede yayımlanmasını arzulamıştır. Ancak hekimliğini yaptığı Marquise de Pompadour, kritik bir zamanda iktisadi Tabio'nun bastırılmasını sakıncalı bulmuştur. Dr. Ouesnay, bunun üzerine hazırladığı metni Mirabeau'ya vermiştir. Mirabeau, 1763 de Phiiosophie rurale ile beraber, iktisadi Tablo metnini Amsterdam'da yayımlamıştır.
Mirabeau, İKTİSADI TABLO'yu, yazının veya paranın bulunması derecesinde önemli bir olay olarak nitelendirmiştir. Birçokları, bu benzetişi abartılı bulmuşlardır. Ancak günümüzde, bir makro model olan iktisadî Tabio'nun önemi, daha iyi anlaşılmıştır.
Bir hekim olan Dr. Ouesnay, iktisadî Tablo'da servet ve gelirlerin sınıflar arasına dağılışını vücutta kanın dolaşmasına benzetmiştir, iktisadî Tablo, servet ve gelirlerin doğuşunu, el değiştirmesini, paylaşımını ve harcanmasını gösteren bir dinamik makro modeldir.


ŞEKİL: 80 — İktisadi Tablo.
İktisadî Tablo'ya göre, servet ve gelirler üç sınıf arasında tedavül etmektedir. Bu sınıflar toprak sahipleri, çiftçiler ve esnaf ı'san'atkârlardir.
Tarımsal üretimle uğraşan sınıf, iktisadî değerlerin yaratıcısıdır. Çünkü gerçek üretim, ancak tarım alanındadır. Diğer meslekler, kısırdır. Tarım, bütün toplum gövdesini beslemektedir.
İktisadî Tablo'da herbiri ortalama dörder kişilik üç milyon aileden kurulu bir ülke tahlile teorik örnek olarak alınmaktadır. Bu üç milyon ailelik ülkede tarımsal nüfus diyelim ki, 1500 milyon liralık üretim yapmaktadır (O tarihteki para birimi livre yani lira idi). Üretiminin 600 milyon liralık bir payını kendi öz ihtiyaçlarına ve tohumluğa ayırmaktadır. Geri kalanını, toprak sahiplerine ve esnafI san'atkâr sınıflarına satmaktadır. Elde ettiği 900 milyon iiralık gelirin 600 milyonunu kira/rant bedeli olarak toprak sahiplerine ödemektedir Sanayi sektöründen de, 300 milyon liralık mamul eşya almaktadır.
Sanayi sektörü tarımdan 300 milyon liralık gıda maddesi ve 300 milyon liralık ham madde almaktadır. Yaptığı imalâtın 300 milyonunu toprak sahiplerine ve 300 milyonunu tarım sektörüne satmaktadır. Sanayi sektörü, imalâtiyle kendi harcamalarını karşılamakta ve ayrıca net hasılâ yaratmamaktadır. Kısırlık nedeni, bu sektörün net hasılâ bırakmayan bir faaliyet göstermesidir.
Sanayiin kısır faaliyetine karşılık, toprak sahiplerinin hiç faaliyeti yoktur. Toprak sahiplerinin geliri, kira / rant olarak çiftçilerden aldığı 600 milyon liradır. Bu altı yüz milyon lirayı gıda maddelerine ve sınaî mamullere harcamaktadır. Toprak sahipleri, üretim veya benzeri kısır faaliyet dahi yapmaksızın toprak rantının getirdiğini tüketmektedirler.
Tarımın yarattığı net hasılâ, toprak sahiplerinin tüketimini karşılamaktadır. Net hasılâ, bunu yaratan çiftçi sınıfının elinde kalmamaktadır.

Almancası : ökonomische Tabelle, «Tableau economiquen.
Fransızcası : Tableau economique.
İngilizcesi : “Tableau économiquen”
(Bk; Fizyokratlar, Dr. Ouesnay, Mirabeau).

Tek Vergi Sistemi

On Yedinci ve On Sekizinci Yüzyıla kadar gerilere giden fakat günümüzde önemini kaybetmiş olan bir vergicilik cereyanıdır. Bu cereyanın ana fikri, ekonomilerde bütün vergilerin kaldırılıp, kamu varidatının tek bir vergiden sağlanmasıdır. Bu fikir bazan ekonomik düzenin tabiî sonucu olarak, bazan çok verginin tatbikat zorlukları gibi pratik nedenlerle savunulmuştur.
Bilimsel bir açıdan ekonomik sistemin bir unsuru ve başlıbaşına bir müessese olarak tek vergi fikrini yaymağa çalışan ekol On Sekizinci Yüzyılda Fizyokratların. Fizyokratlara göre, ekonomide sadece tarımla uğraşan sınıf, müstahsil sınıftır. Sosyal sınıflara paralel olarak, ekonomideki bütün diğer faaliyetler dışında, değer yaratan faaliyeti sadece tarımdır. Buna göre, tarım sektörü dışında her hangi bir faaliyetten alınan vergi in’ikâs sonucunda tarım sektörüne aktarılmış, ancak bu arada bazı idarî ve formel güçlükler çekilmiş olacaktır, öngörülen varidatın sağlanması ve fakat idarî zorlukların ortadan kaldırılması için bütün vergilerin kaldırılıp, sadece tarım üzerine vergi salınması teklif edilmiştir.

On Dokuzuncu Yüzyılda tek vergi fikri, Almanya’da tek gelir vergisi, Fransa’da ise tek pul vergisi olarak ileri sürülmüştür. Bu arada Fransa’da tek kapital vergisi halinde tek vergi fikri müdafaa edilmiştir.
Yine On Dokuzuncu Yüzyılda Amerika Birleşik Devletlerinde de tek vergi fikrinin savunulduğu görülür. Bu ülkede tek vergi Sherman ve H. George tarafından farklı gayelerle ileri sürülmüştür. Her iki maliyeciye göre de vergi gayri- menkuller üzerine salınmalıdır. Sherman’a göre gayrimenkul üzerine salınan bu vergi in’ikâs yolu ile tüketicilere geçecektir. H. George’a göre ise arsa ve arazi üzerine salınacak bir vergi, hem in’ikâs etmeyerek gayrimenkulün maliki üzerinde kalacak, hem devletin muhtaç olduğu bütün varidatı sağlayabilecektir. George’nin düşüncesine göre böyle bir vergi çok da âdil olacaktır. Çünkü arsa ve arazi gibi gayrimenkuller topluma ait olmalıdır. Hele bunların değerlerinde zamanla meydana gelen artışlar kesin olarak topluma maledil- melidir.
Tek vergi fikri pek taraftar bulamadı ve bir süre bu fikrin savunucusu pek çıkmadı. Ancak son zamanlarda Fransa’da 1950′lerde iki kişinin tek vergi fikrini yeniden ortaya attıkları görülmektedir. Bunlardan Simonian, hammadde üzerinden alınan ilk madde vergisi fikrini^ Schueller ise, enerji üzerinden alınan enerji vergisi fikrini ileri sürmüşlerdir. Ancak bu fikirler de pek ta- taraftar bulmamıştır.
Almancası : AUeinsteuer, Universalsteuer.
Fransızcası : impôt unique.
İngilizcesi ; single tax.

17.04.2014

Pareto Optimumu Nedir?

pareto optimumu nedir?

(robin hood'a ekonomik yaklaşım)


Neoklasik iktisatçı Pareto tarafından geliştirilen refah tanımıdır, toplumsal refah kriteridir. Pareto'ya göre bir toplumdaki toplam refah o toplumdaki bireylerin refahlarının bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. toplumdaki en az bir bireyin refah düzeyini azaltmadan diğerinin refahını arttırmanın bir yolu yoksa o toplumun refahı optimumdur. bu durumda, toplumdaki herhangi bir bireyin refahının artması toplam refahı arttıracaktır.ancak bir bireyin refahı artarken, diğer bir bireyin refahında azalma olursa, toplam refah artmış sayılmaz.

"Refah, ancak hiç kimsenin durumunu kötüleştirmeden bazı kişilerin durumunu iyileştirile biliniyorsa artmış sayılır."

Pareto optimumunun gerçekleşmesi için hem üretimde hem de tüketimde etkinlik sağlanmalıdır.

Pareto'ya göre toplumun kültürü ve ekonomideki verimlilik düzeyi toplumun belli sınıfları arasında gelir dağılımını saptayan iki unsurdur. ekonomi ne kadar verimli olursa gelirdeki eşitlik de o kadar iyi olur. verim ne kadar azalırsa gelir eşitliği de o kadar düşer. vergiler bunu değiştiremez.

Ayrıca Pareto insanların yetenekleri bakımından eşitsiz olduğunu,bu nedenle gelir dağılımını dengeli hale getirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanacağını da savunmuştur.


Genel bir dille anlatılmaya çalışılırsa;

Örneklem:

Toplumumuz 4 bireyden oluşsun, bu toplumda sadece su tüketilmekte, verilen ya da üretilen maksimum su miktarı 5 bardaktır ve suyun tam tüketimi neticesinde toplam fayda maksimize edilmektedir.

Dört birey verilen beş bardak suyu kendi aralarında eşit dağılımla ve bardakların içerisinde tüm su son damlasına kadar tüketir bir durumdaysa, toplumumuzdaki refah optimumdur ve bireysel refah seviyeleri de birbirlerine eşittir.

Ancak toplumuzun toplam faydasını daha da arttırmak için birinci bireye 2 bardak su vermek gibi saçma bir düşünceyi uygulamak istersek, diğer bireylerin fayda eşitliklerini değiştirmeme düşüncesi kaydı ile, uygulanmak istenen netice şöyle olur;

Birinci birey 2 bardak diğer bireyler birer bardak toplam 5 bardak. Toplum yöneticisi toplam refahı arttırmaya çalışırken, hem toplam refahı arttıramayacağını gördü, hem de bireyler arası refah eşitliğini bozdu.

Birinci bireyin tükettiği su miktarını bir bardak su arttırırken, diğer bireylerin tükettiği su miktarlarını 1/3er bardak birim düşürdü çünkü refah maksimumda.

Refahın optimumda olduğu bir toplumda, birin elde ettiği faydayı azaltmadan, başka birininkini arttıramazsınız.

Zenginden alıp fakire vermek refahı arttırmaz, sadece gelir dağılımını değiştirir. bireyler arası yetenek dağılımı farklı olduğu için bu gelir dağılımdaki değişiklik dengeli olamaz.

16.04.2014

Karl Marx Kimdir?

Komünizmin kuramsal kurucusudur. Birçok politik ve sosyal konuda fikri olmakla beraber, en çok Komünist Manifesto'nun (1848) giriş cümlesinde özetlediği tarih analiziyle tanınır: "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir." Marx, bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler barındırdığına inanırdı; onun düşüncesine göre, nasıl ki kapitalizm eskimiş feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de "devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı" siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır.
Marx, sosyoekonomik değişimlere belirli bir tarihsel zorunluluk perspektifinden bakardı; ona göre kapitalizm, yapısal durumunun dinamiği ve çatışması sonucu yerini komünizme kesin olarak bırakacaktır:
« Modern sanayinin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır. »
(Komünist Manifesto )

Emek-Değer Teorisi

Bu teoriler özellikle dış ticaret açısından ekonomik ilişkiler konusunda temel dayanak noktasını oluşturur. Kısaca, klasik liberal tezlere göre bir üretim maliyetinin o üretim için harcanan emeğe eşit olduğunu ifade eder. Bu teorinin içeriğini oluştururken emek homojen bir değer olarak kabul edilmiş, yani her işçinin ortaya koyduğu emeğin aynı nitelik ve niceliğe sahip olduğu farz edilmiştir. Ayrıca doğal kaynakların doğanın insanlara bir bağışı olarak düşünülmesi ve bunları elde etmek için emek harcanmadığı varsayılmıştır. Sermaye biriktirilmiş üretim aracı yani emek demektir. Sermayeyi yaratan emek olduğu için emek ile ölçülmesi gerektiği düşünülmüştür.
Genel anlamda teorinin ortaya koyduğu ise:
Emek fazla ise maliyet fazla olur ve fiyat fazla olur. Emek az ise maliyet az olur ve fiyat az olur.

Karl Marks

Genel kanıya karşın  Karl Marks, kendi emek değer teorisini yalnızca "emeğe doğaüstü bir güç yüklemek" dediği üzerine kurmaz. Bu konuda Gotha Programı'nın Eleştirisikitabında şöyle der:
Emek, bütün zenginliğin kaynağı değildir. Doğa da, tıpkı, bir doğa gücünün, insan emek-gücünün deyimlenmesinden başka bir şey olmayan emek gibi kullanım-değerlerinin (ve kuşkusuz maddi zenginlik de bu değerlerden meydana gelir!) kaynağıdır.